…Duraksadı birden, kirli camlardan yansıyan silik insanları seyrederken, ekşittiği yüzüyle… Varla yok arasındaki insanlar… Bir kısa seyahat arkadaşları. Varılacak yerin heyecanı da yoktu üzerinde, hep gittiği yere -evine- gidiyordu yine… Belki en fazla bir alt sokaktan yürüyüp uzatacaktı yolu… Uzayan yollar mı olacaktı, tekdüze hayatına aykırılaşma çabaları mı? Sonuç hep aynı idi nasıl olsa, değiştiremeyecekti varış noktasını… Uyuşuk hareketlerle buğulu cama uzandı, ufak ellerinin açabileceği  kadar bir dünya yarattı kendisine…

“Dışarıda hayat akıyordu.”

İçeride, yoran bir alışılagelmiş.. Biraz sonra boşalacak koltuğa siyaset yapan vücut çalımlı insanlar. Kalkmaya hazırlanan alımlı güzel kadının oturduğu koltuk… Kaçamak bakışlar, taktik dolu beden hareketleri…Mide bulandırırcasına çiğ dünya. Tükenmeyen azimle yenisiz günler… Başka sokaklar bulmalıydı evine giden. Başka yollar aramalıydı. Hatta her gün bir başka seyahat şekli olmalıydı. Ya tam ortasındasındır, ya dışında.

Oysa,
ne içindeydi, ne dışında…

Huzursuzlanıyordu. Araya sıkışmışlığın huzursuzluğu. Yann tiersen kulaklarında, ona birşeyler fısıldıyordu. “Bende” dercesine birşeyler.  Kimin düzdüğü bilinmez bir düzen. Uyuş. Uyuşamayış..  Kararlı adımlarla kapıya yöneldi. Bütün sorularına cevap verircesine, bütün soruların acısını çekercesine, “dur” düğmesine bastı. Dur, dur, dur, dur defalarca, defalarca kez defalarca. Durdu. Kapı açıldı. Sert rüzgar merhaba dedi. Ferahlık hissi. Düşünmeden indi. Bugün başka yollar bulacaktı. Başka yolları da olmalıydı..

Mutlaka…

Reklamlar