-çünkü biz seni çok seviyoruz.

sanki yaptıkları üzerine bir sorgulamada bulunmuşum gibi, bana açıklamasını yapıyor.. mahiyetine anlam biçme çabalarına aks ettirdiği de sevmek. .

-ben de seni seviyorum.

diyebiliyorum.  sevmese de olur hatta sevmesin-i anlasın istiyorum.  farkedemeyecek değil. fakat bir tepki göstermiyor.  aradaki oyunu zaten bilirsin, bildiğini bildiğini de bilirsin. oynamadan atlıyoruz o hamleyi, kinden ve nefretten dem vuruyor. hatırlanası güzel şeylerin hiç mi yaşanmadığı vesaire..  tepkilerim ona, sinirli olduğum için o an öyleymiş gibi zannediyor. yanılgıda.  “kızmıyorum bile” diyorum. tabut gibi.

o hala, güzel günler deyip duruyor..

-elbette olacak. herkes herkesle mutlu olabilir. bana herkeslikten başkalaşmasını anlatsana!

derin bir sessizlik..

çünkü biliyor, ben herkesle mutlu olabilirdim. yada herkes gibi mutsuz olurdum en fazla. ama bunların hiç birisi onu o yapan kalemlerden herhangi bir hiç birisi değil ne yazık ki.  kendini kandırmacalara da gerek yok öyle ise. es geçelim. esamesiyle kazıdım ben onu. diyorum..

konuşuyoruz. o hala;

-biz seni çok seviyoruz.  diyor.

-bende, bende …..

Reklamlar