Geçmişime dönüp baktığımda  –ki 20 yılında bakılacak ne kadar şey varsa– kendimle ilgili garip birşey farkediyorum. Anıların pek azı duruyor bende.  Çok belli başlı kimi şeyler işte..

Hepsi, daha büyük çöp poşetine atılan içi dolu çöp poşeti gibi. Sürekli bir sarmalama, büyütme, artıklama. Anılar, olaylar, temalar böyle.  Nedenlerini ve sebeplerini beynen şekillendirebileceğim materyallerden ibaret hatıralarım. Kümülatif ve sürekli birikiyorlar, yaşanmışlıklarla doğrudan. Benimse o kadar kapasitem yok. Sınıflama ve etiketleme üzerine kurulu içerisi. Sevmediğim birisini neden sevmediğim üzerine bir fikrim yok mesela. An içinde değer yargılarım devreye giriyor. İzliyor, sınıyor, sıfatlandırıp etiketliyor. O öylece kalıyor bende. Sevdiklerime de mental işleyişim aynı. Galiba teferruata yahut açıklamalara beis duymaktan..

Sevmelerime doyamayışım, üzmelerim, önyargılarım..  Görebildiklerim, anladıklarım, anlatmak istemediklerim…

Ben çok masumum.

Reklamlar