Kasım ayının 12.günü takvim gereği Pazartesi ve sıkılgan başlayan, düşük tempolu, parçalı bulutlu ofis sabahı ritüeli.

~Günaydın sevimsizliği

Belliydi ki, son iş günümde yine, bugün yapmam gerekenleri not etmektense, sanki gökkuşağından kayacakmışım heyecanıyla apar topar terketmiştim ofisi, -tekrenk akşamdan sonraya. Dahili telefonumda iki basamaklı cevapsız çağrılar birikmiş, masamda bir türlü alışamadığım yapışkanlı kağıtlar ve ölübayık dosyaların karşılama töreniyle oturdum;
“bana ayrılmış ama benim olmayan yere.”

Biri vardı, şimdi anımsadım; mail adresimi ve hatta neden bana ulaşmasını istediysem telefon numaramı kendisine verdiğim biri. Şimdi hatırlamadığım kadar önemli biri.

Küçük soluklarım var benimde, kendimi “burda” zannetmediğim internet sanalı gibi.
-birkaçyüzmilyonkilometrekablo-

Birbirinden bağımsız ayrı yerlerde sosyal denksizlikleri belirgin insanların olduğu platformda yazıyorum.

Biri geldi yine aklıma, ulaşmak istediğim. O ulaştı bu kez, canım sıkkın dedi. Yalnızca biz konuşalım minvalli bir şeyler geçti aramızda, belki ben meyilledim, belki o meyletti.

Durağan bir tanışma müsameresi ile başladık. Her durağan münasebet gibi, yavan bir sohbetle. Böylesi bana göre değildi. Ben, ya cins-i latife letafette bir mugallit, yada berrak, arzu halimi gizlemeden cesaret ile,
başlar idim, söze.

Oysa -“ben gibi olmayan(ama ben)”- olmadım. İlizyonu kenara bıraktım, hangi benim kim olduğu mucizesine gerek yoktu. Yoktu, çünkü ıslak dudaklarında olma ihtimali de yoktu. Konuşmalar sırasında fotoğrafları değişiyordu. Göğüslerinin belirgin olduğu ve bu belirginliğin kimyamı oynatmasına izin veren görüntüsü uzunca bir süre orada kalmıştı. Medeni halinden yaptığım işe kadar konuştuk, bu arada yine fotoğrafları geçti önümden; ıslak poposu ile yere muhtemelen 60 derece eğik durduğu poz. Pergel ile açısını alabileceğim poz.. Oynuyorduk, ben pahalı ve mavili kapaklılar ile ucuz ve alacalı karton klasörlerin arasından, o ise bir kibrit kutusu kadarıyla yarattığı imajının arkasından;
”Avcı babası, köpek sevmeyen ablası, Antalya’ya yerleşme ihtimali, 25 yıldır yaşıyor olması ve göğüsleriyle.”

Sonra gitti,
Kurabiye yapacakmışa gitti.

Sabitlediği anlarından, açılı duruşuna ve göğüslerine sabitlediğim gözlerimi ayırınca farkettim ki,  bu varoluşun tebessümleri ve gözleride harikuladeydi.

Soluklarımı irdadreli kullanmalıydım. “burda” gerçekliğim hala sabitti .
O dönerse devam edecek yoksa “burda” bitecekti  ~gün.

Reklamlar