Gürültüler, kalabalık sesler..

Gözlerimi açtığımda her yer karanlıktı. Herşey, hiç yok gibi boğarcasına derin karanlık. Doğruldum.  Birkaç damla siyah, derimden çıkmaya çalışıyordu.  Usulca izledim, sineğin kollarımdan kan emişini seyredermişçesine dikkatli ve sabit. Gün ışığında aydınlanmayı bekleyen terim gibi. Ve dinledim hissederek. Etrafta yürüdüm. Bir yerlerde benliğimi tamamlayan birşeyler olmalıydı, arandım. Onlar yoktular. Üzerime çiğlik akıyordu. Saçlarımdan tırnaklarıma ılıkça. Ve güneş doğmalardaydı yine. Bu kadar siyah saçan aydınlığın adı idi umut, yeşerttiği duygulara siyah gebe kalan. Izdırabtı siyaha yaşamak. Siyah solumak,  Siyah olmak…

-Ve ben,  benim adım Beyaz, ben olağanca saflığım ve mutluluğumla doğdum. Bakir bedene el değmemişcesine. İnsanlığın yazgısının karaltısını hiçe sayarcasına. Ben beyaz, siyahın hiç sevmediği olağanca duruluğum ve güzelliğin bütünleşesiyle. Varolanla yetinebilen, arttıran, paylaştıkça çoğalan ve bütün şeffaflığıyla. Siyahı bile seviyorum. İrdelemeden, soyutlamadan  karaltısıyla ve yoksunluğuyla herşeyini ve herşeyi. Mutlu sonlarda kimi zaman adım, güzel günlerde ve umud edilen her yudum taze baharda arzulanan. Naiflikle perçinlenmiş, ak temiz. Ben Beyaz, yaratılıştan beri..

-Birde ben varım.. Unutmadan . Bana gri diyorlar. Bense kendime çirkin ördek yavrusu. İğrencim, güzelliğim burdan geliyor, soyut, somut, anlamlı, anlamsız. Yalan söylemeyi çok severim. Gerçekler, bilmediğiniz yalanlar zaten. Kinciyim birde, en sevdiğim huyum bu. Hiçbir şeyi unutmayan korkunç bir hafızasızlığım var. Çelişki doluyum kesinlikle, bazen. Ben siyahı daha çok sevmiyorum, ama beyaza da yakışmıyorum. Yaklaşınca bir satıhta beyaz bana fazla temiz, siyahsa çok üstün. Yerim yurdum yok, arada kalmışlığım var ve gittiğim her yere uyumsuzluğum. Bir karakterim bile yok benim. Sıfatımsa nacizane. Bazen siyahı kıskanıyorum, kıskandıkça korkuyorum gücünden ve nefret ettikçe beyazdan diliyorum bir gün aklanmayı.

Ben biraz özeniyorum ona. Ve istiyorum ki birazda şundan… Benim adım Gri.

-Ben Kızıl.
Maviyle anlaşamayan iki dost.  Kimileri bana kırmızı diyor, bense kızılı tercih ediyorum. Fazlasıyla soylu ve olabildiğine dinginlikten. Savaştan önceki son hazırlıktaymışçasına tereddütlü ve asil. İhtişam, aşk ve onur benim eserlerim. Ateşin aşkına erimiş mum gibi tutkulu. Soylu duruşlarımın düşkünü acizlerin yılmışlıklarıyla beslenen, bedeniyle ruhu yarışan…

Alacayız. Tükenmeden sizi boyayan.

Reklamlar