Saat 05.18.

Sabaha karşı,

Gittikçe daha az sevdiren renklerine bürünüyor hava. Biraz daha laciverti daha hoş halbuki. Kış olsaydı şimdi keşke. Daha koyu renkleri seyrederdim, rüzgarda savruldukça açılan perdemin arkasından. Biraz sonra gün ağaracak. Güneş doğacak. Kuşlar daha fazla cıvıldayacak. Sonra kepenk sesleri. Her gecenin gündüzü gibi, sokak yeşerecek tekrar. İşe gidenlerin ayakkabılarının asfalta vuran topuklarının sesleri yankılanacak odamda. Her gecenin gündüzü gibi, her pazarın ertesi gibi, yeni bir hafta doğacak. Tam birazdan. Ben yatağıma gireceğim. Erken kalkıp çok iş yapmak isteyeceğim.

O kadar yoruluyorum ki ki hiçbir şey yapmadan..

Şimdi hemen sağımda şarap şişesinin üzerinde mumum yanıyor. Bir türlü sevemedim elektrik ile çalışan ışığı. Az sonra onu da söndüreceğim. Sonra dedim ya, yatağıma gireceğim. Erken kalkıp çok iş yapmak isteyeceğim. Zamanı yetmeyecek yine. Uyumamalıyım. Uyuyorum sanıyorken uyuyamayacağım zaten.  Gün doğduğunda, ben batacağım. Ben battığımda, gün yeşermiş olacak çoktan. Ağacımın dallarına duyduğum saygım isyanlarıma uzak tutuyor beni. Yoksa ben çoktan..

Gündüzler beni çıldırtıyor.

Her gecenin ertesi gibi. Gün doğuyor insanlara…

İzlemekten yoruluyorum. Sabahın yedisinde açılan marketin kepenk sesleri yoruyor beni. Bok varmışça cıvıldayan kuşlar yoruyor. Bok var gibi ışık saçan güneş yoruyor. Her gün, gün doğuyor. Her gün, gün batıyor. Her sabah işe gidenlerin kunduralarının topuk sesleri yoruyor. Çok yoruyor hemde. Çok.

Her geceden bir iz bırakıyorum koltuğuma, odama. Her gün battığında, ben tekrar doğdum da, dün gibi olmasın yine diye bana dünya… En azından şu masama oturduğumda, akşam batıp, sabah tekrar doğan, hiç değişmemiş, içinde hiç yaşanmamış gibi beni beklemesin diye… Pisletiyorum, iz bırakıyorum bir önceki gün batımından… Birazdan gideceğim. Yarın geldiğimde bitirdiğim şişeler karşılayacak beni masamda. Şarap şişesinin üzerinde daha fazla mum izi olacak mesela. Anlayacağım ki, bir önceki gün daha batmamış burada. Ara vermiş beni bekliyor yalnızca. Bana yine gün doğduğunda, bana yine gün battığında, odamın içinde kuş cıvıltılarına karışan adım sesleri olacak yine… Bugün gibi, aynı merdivenlerin basamaklarına aynı dakikada çarpan…

Oysa beni, bir önceki günün kanına karışan ne varsa karşılayacak ya;

Mutluluğum bunlarla.

Reklamlar