Pencerem,
Sonuna kadar açık
Tatlı bir soğukluk var havada, odamda, tenimde…
Hafif  bir yağmur çiseliyor
Bense,
Bilmediğim değerleri tartiyorum
Alkol dolu bedenimle

Bir taraflar ağır basıyor,
İşin kötüsü hissetmeme rağmen
Kestiremiyorum
Hangisi,
Ne kadar,
Neden?

Sigara… Az kaldı
Ve yağmur hala çiseliyor

Oturmuş sakince,
Ölmeden ölümü tatmak istiyorum
Tuzlu mu, ekşi mi, neşeli mi?
Merak ediyorum…
Sonra dirilip
Layîkıyla yaşamak…

Ne tanrı ne de kul olmak istiyorum
Halkaların dışında bir zincir gibi
Zifiride salınmak

İçi dolu karışık, karmakarışık olsun
Ama herşeyden bağımsız tek başına
Dönüp durmak kendi eksenim etrafında…

Yağmur hala yağıyor…

Yatır var apartmanın yanında
Üzerinde belki asırlık bir ağaç
Budanmış yıllar önce…
Ama yılmamış,
Büyümekte hala
Sorsan O’ da bilmiyor neden bir daha çabaladığını
Büyüyor…
Nereye o da bilmiyor
Büyüyor…
İmreniyorum o kadar umarsız olmaya
Beceremiyorum
Ve arttıkça farkındalıklarım
Dallarım soluyor renksiz renksiz…
Giderek saydamlaşıyor… ”farklı farklı”
Düşünüyorum…
Bir bedenlik daha yerim var mıdır acaba
Sığar mıyım bende oralara

Bilemiyorum…

Umud ediyorum,
Çiçekler açmasın mezarımda
Bir filiz yeşersin
Sonra yağmur yağsın şimdiki gibi
Ruhsuz etimi,
Diri düşüncelerimi sarsın kökleriyle

Güneşte serpilip,

Duygularımla beslenmiş fikirlerimle yıllanmış olsun…
Midemin ortasından bulutlara değin yemyeşil..

Açsın güzele, çirkine, iyiye, kötüye.

Ben beceremeyeceğim herhalde
O yapar belki?
Kıskanır yanımdaki ağacı
Biliyorum…
Beni sarmalamış ağacıda keserler bir gün

”zaten hep”…

Yaprak yaprak acı çekerim…

Bakarsın;

Bir daha bir umut verir belki tanrı
Sever o da oynamayı benimle
Bir parmak bal çalıp tuzlu ağzıma
Bak bu daha güzel der gibi…

Sonra,
Sonrasını hiç çözemedim…

Çözersem bir gün
Belki inanırım
Budanmayacağına ağacımın,
Ve huzurlu olacağına uykumun…

Bir ceset,
Hâla yaşamakta…
Yapraklarıyla saydamlaşa saydamlaşa…

Düşün ..
Öyle bir yaprak ki kızarmış güneşten
Kıskanıpta”, kopartırlar, aidiyetinden…
Öyle ya…  güzeli, iyiyi korumak için,
”İçi boş” defterlerin arasında

Ve yaprak..
Buruşur zamanla
Sertleşir
”KIRILGAN” olur…

Bir nefese ihtiyacı vardır derince…
Tutup ucundan,
Bir daha çalışırlar bakmaya

Ve bir çıt sesi…

Düşer gözlerinin önünden aşağıya
Bir de bakarsın eline
Geriye kalmış bir sapı…

Öyle işte.

Hayat bu
Bıraksa da dalında
Rüzgar eser, yağmur yağar, hava soğur
Yine düşer o yaprak, toprağa, çamura

Kalbim atmaz belki ama
Ruhum acı çeker hâla
Bilmem kaçıncı boyutta
Yinede…  Değişmez oysa

ben.*

Zaten,,

Onlar her ”baharda”
Yeşerir bir daha
Ve teslim olur güneşin orospu gülüşlerine..
Yaprak yaprak …


……
Yapakoysun…

Ben orasında değilim

Bitmiyor zaten bir türlü
Bittiğinde bittiğini farkedemeyeceğim

Giyotinde ölenler şanslıymış,
Kafaları koptuktan sonra bedenlerinden
Çalışmakta olan beyni
Görür yerde yığılı vücudu
Belki yarım saniye…
Ölümü bilmeden ölmediler

Yaşamak isterdim

Ve şansı varsa hayattakilerin
Sürerdi bir kaç saniye

Haykırırdım nasıl birşey olduğunu
Bir iki kelimeyle.

Ve yağmur dindi
Nemlendi toprak
Sigara tek nefes…
Ciğerlerim bile dolu
Hissiyatlı vücudumun her zerresi gibi
Hissettiğin kadar yaşarsın işte
Yanıldıysan sonra,
Zaten birde geç kalınmışsa…

……….
Bir yenisi daha eklenir… ardına !
Yazmayacağım gerisini…
İçimde kalsın tüm yaşamadıklarım gibi.

Bahar geldi…
İçimde kalmalı yapraklarım…
Şerham şerham…

Bu kez ben oynayacağım tanrıyla

Ve yeşerene kadar ağacım,

Teslim etmeyeceğim kendi ellerimle yapraklarımı…

Reklamlar