Kahvaltım doğanın bütün cömertliğiyle önüme seriliydi. Arıların topladığı bal, ineklerin organlarından içine fıstık doldurulmuş parçalar, başını okşamadığım bir keçinin yağlı sütünden bir kalıp peynir, memleketini bilmediğim ağaçlardan koca bir kase zeytin. Eminim soframdan daha yabani bir şey varsa muhakkak çelik çatalını hepsinin ortasına özenle saplamaya çalışan benim. Herhalde ben bir arı olsaydım, yaşamak uğruna bir caninin sofrasına çeşit olmayı seçmezdim. Belki hayattan sıyrışma çabamda böyle bir şey. Tabiat ne kadar ilginç, bütün mahremiyetine dokunabilmek.. Sormadan, sorgulamadan.

Reklamlar