Kendimle verdiğim müthiş mücadeleyi, boynuna urgan doladığım irademi anlatabilseydim keşke.

Böyle zamanlar, hayata ara verilmesi gereken zamanlardır aslında. Olabildiğince içeriye gizlenmeli, geçene kadar sokağa çıkmamalısındır. Dışarısı tehlikelidir. Dışarıda bir şeye çok kızabilir, dışarıda herhangi bir şey seni inanılmaz sinirlendirebilir. Dışarıda yaşayacağın öfke, nefessiz kaldığında boğazının iki yanında, iki koca kalın damar olduğunu hatırlatabilir.

Olur da işler rayından çıkar ve kontrolü kaybedersen, normal şartlarda seni tedirgin edebilecek heybetiyle ve bütün tekinsiz ifadelerine rağmen senden kalabalık birden çok adam, bıçaklı bir sokak serserisi, ya da daha kötüsü, kaybettiğin değer yargıların, ahlak kuralların, sosyal statüler, kanun ve yasalar ancak bir hiçe döner.

Normalin dışında bir döngüdesindir. Pratik ettiğin dünyanın kuralları, bu epizodda işlemez. Yapabileceğin en mantıklı şey, kendini bir yerlere kitlemek, ışıkları kapatmak, müziği açmak, bir sigara içmek ve zihnini bir şeylerle kusmak olur. Diyelim ki yapamadın, ve çokça tecrübe ettiğin o his yakınlaşmakta. Koku algıların değişmiş, elin kolun hareketlenmeye başlamış, tahammül eşiğin gittikçe azalıyor, soğuk, sıcak, nemli, ıslak yada herhangi bir herhangi fiziki koşulun etkisi giderek yok olmaya başlıyor. Tanıyorsun, karşına alıp konuşmaya çalıştın. Seni dinlemedi. Biliyorsun, seni dinlemediğinde başkalarıyla tanıştırdın. Birden gelip, birden siktir olup gittiği yerden özlemle koşarak geri geliyor sana.

Hissediyorsun, bir gece öncenin uykusuzluğunda belirdi. Olduğun yerde, olduğun herhangi bir yerde, gitmek istediğini söylediğinde seni anlamayan, sana sorun çıkartan, sana sorular soranları dinleme. Seni anlamalarını bekleme. Onlara, gitmek istediğin zaman, yapmak istediğin tek şeyin gitmek olduğunu söyle. Orası iyi değil, oradan uzaklaş. Biraz sonra sıkışmaya başlayacaksın. Tavan alçalacak, parkeler yükselecek, perdeden süzülen ışık birden grileşmeye başlayacak. Sokak, çatı, arabalar, otobüs durakları, gece lambası, sorun arayan dışarının insanları. Uzaklaş. Yükseklerden denize bakmamaya gayret göster. Boynun, yüzün, ensen, gövden bu kadar ısınmışken, rüzgarla birlikte yüzeyin hafifçe üzerinde titreşen o mehtaplı deniz gereğinden fazla cezbedebilir. Gözlerini kapat ve düşünmemeye çalış. Düşünmemeye çalışmaya çalış, ama gözlerini kapat. Uyuyan bir bebeği görmek bile, seni kızdırabilir. Neyin var diyenleri, korkutma. Yalnızca, bir şeyim yok dediğinde uzatanları…. Onlara kız. Sadece kız. Seni seviyorlar, ama yine de kız. Verebileceğin en masum tepkidir, çünkü; kızmak. Bilahareye, sonraya, ertele.

Umarım, yorulacaksın. Yorulmak, hissetmeye başladığın ilk şey olur genelde. Beynini hurdaya çeviresiye bir yorgunluk. Ki, bu, bir iyinin habercisidir, yıkımla da gelse(…)

Reklamlar