Yaşamın karanlık dehlizlerinden çıkış yolunu kendilikleriyle keşfetmemiş, fakat kendi serin hikayelerini ziyadesiyle dramatikleştirerek, bunu bilgece bir öğreni gibi kullanmaya her fırsatta meyleden insanların yarattığı hafif rüzgar beni buz kesiyor. Oysa ki bu keskin kanaate varmak da, anlatıcının hikayesinin ne kadar şişirilmiş bir dramdan ibaret olduğunu bir çırpıda görebilmek de oldukça basit. Zira, gerçek hikayeleri sahiplerinden dinleyemezsin. Onlar artık ne hikayesini yeniden çağıracak tecrübededirler, ne de hikayelerini didaktikleştirecek bir felsefesizliğe sahiptirler. Gerçek bir hikayenin sahipleri, artık kendi hikayeleriyle hemhâl olmuş ve bir kitap gibi okunabilenlerdir yalnızca. Anlatabildiğin hikaye, senin “hikayen” değildir.

Reklamlar